Üretimhane, Not Defteri, Yaşam!

Herkes guvenir mi?

Guvenmenin anlamini herkes bilmez. Yasamanin anlamini herkes bilmez.
Yasamla guvenin arasinda cok kalin bir cizgi vardir kimse bu cizgiyi bilmez, herkese guveniriz, en kral ben kimseye guvenmem diyen adam bile guvenmistir.

Ama farkinda degildir, biri suna soylesin.

İnsanlar boyleyken ben dahil siz de uzulmektesiniz farkindayim, kendini bilmemezlik, hayhamcilik(ne oldugunu bilmiyorum), varsayimcilik olduktan sonra kimse herkese guvenir mi?

Guvenir…

Reklamlar
Üretimhane, Not Defteri, Yaşam!

Yaşamak Göğüs Kafesimde Gezinen Bir Dakika

En değişik günlere aday olmaya davetli günler pusudaki bir paramiliter gibi sinsice, gün değil sanki boks maçı saatler aktıkça kafaya bişey oturur bişeyler anılır kafanda birisi gelir seni sarmaya bi bakarsın yarasına daha da fena.
Söz verir kendine sonra “DÜNYA DAHA GÜZEL OLACAK HANİ” diye.
Kaç kere yere düşer insan? düşmek artık bi dinamit ambarına ateşle yaklaşmak gibi, olanla yetinmek gibi.
Sağ omzuna döndüp baktığında omuzunda “YEMİN VAR!”

Düşünür çareler ararsın çarelerden biri de kendini kesmeye başlamaktır karnını kesip Sava’nın içinden çıkmasını sağlarsın, içinden çıktığında “Sana daha tanklardan bahsedecektim doğmadan sabah” der ve güler geçersin.. Sava’nın kompleksi sanki Oedipus, karı başlatan bi talan, kaşını çatan da yalan ve kin ve bi an da sallandı mülkiyetin boynuna temmuz gibi indi pala.

Ne olduğunu hissetmeden herşey değişti, dibine düştük dünyanın artık sabahın parmakları var. Artık yaşamak denen şey benim göğüs kafesimde gezinen bir dakika.

Üretimhane, Not Defteri

Bela


Sürekli yazmak istememin nedeni sana bir türlü istediğim şeyi anlatamam olmamdır, benim başım seninle belada. Bunlar için sanırım ikimizde çok büyük işler başarmış olmalıyız ki artık başım belada… Bana baktığın için seninle hayatımızı belaya sokmuş olmamız gerek üzücü bi durum.
Oysa ki belasız bi yaşam ne denli olurdu, dünyamız büyürdü pastel renkler daha çok renklenirdi ikimiz, için.

Biz senle ayrı olduğumuz için şimdi dünyamızın, pastel renklerimizin başı belada ben seni her bulamadığımda bu dünyayı çok üzüyorum. Bana senin için verebileceği hiç bir şeyi yok, seninde yok! Köşede, ortada gökyüzüne bakıyorum sadece gri bulutlar üstümde. Hangi köşeye gitsem meydana çıksam gökyüzüne baksam gri bulutlar, hiç turkuaz gökyüzümüzü göremeyecekmiş gibi. Gökyüzünü turkuaz gördüğüm günlerde oldu ama başımı kaldırığımda yinede seni göremedim.

“Sen benim hiçbir şeyimsin 
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım 
Henüz boş bir roman sahifesinde 
Hiç kimse misin bilmem ki nesin?
Ne çok çığlıkların silemediği 
Zaten yok bir tren penceresinde…”
-Atilla İlhan 

Not Defteri

İkibuçukyıl


İkibuçuk yıldır hayatta olan bir yazı bütününü oluşturan sayfaya ne denir? anı sanırım. Buraya herşeyi yazmamış olmamalıyım  yaklaşık 1 yıldır entresan bi yerde hayat sürdürüyorum bu çok entresan bi deneyim benim için buraya kadar herşey güzel fakat deneyimlerin içi çok berbat.
Nasıl yapsam, nasıl yapmasam, nasıl olur derken 1 yıl böyle çılgın bi şekilde sonlandı burada yaşamdan fakir bi hayat sürmüyorum gerçi ama yinede benim gibi bir insan için fazla kişinin içinde yaşamak bi eziyet yaşama sanatı bunun için var tek kişi ile kral gibi yaşamak için, ben sonuçta buyum tek kişi ile kral gibi hükümdar olup yaşamıma sahip olmak için.
Yinede olsun sonuçta bir süre için sanırım böyle sürdüremediğim zaman bırakmayı düşünüyorum herşeyi zira ki bırakmak benim bi işim haline geldi neyse acımasız herşey için bi şarkı armağan ediyorum; http://fizy.com/#s/152vbi

Üretimhane, Not Defteri

Juan aslını unuttu.

Juan Fransadan yeni döndüğünde büyük babasının adını takma olarak kullanmaya başladı yeni geldiği Amerikada yeni ismi Parkerdi yaşamanın zor olduğunu Amerikaya geldiğinde anlamıştı tek başınaydı zorluk içerisinde bir kaç macera geçirdi bunlardan bitanesi lağımda çalışmak olmuştu fakat bi bok çukurunda çalışmak insanın hayatını ne denli değiştirebilir?

Juan yani Parker’ın hayatını değiştiren en önemli macerası şuydu 10 papel için iddaaya girdi iddaa şuydu önünde çin seddi gibi duran bi duvardan atlamak bunun için herşeyi denedi 10 papel için, fakat yapamadı ve 20 papel borçlandı 20 papel onun için büyük diğerleri için tuvalet kağıdından farksızdı fakat diğer adamlar onu affettiler ve 20 papeli almadılar, o gün kendinin ne kadar aşşağılık, pislik,  başarısız bi orospu çocuğu olduğunu fark etti yaşayacak doğru düzgün bi evi olmadığı için köşe sonunda ki harabe binaya girdi ve orda soğuğu biraz da olsa hissetmemek için uyumaya çalıştı, bu onun en büyük farkındalığıydı kendini o zaman tanıdı.

Üretimhane, Not Defteri

Ormandaki Aslan

Ormanda yürürken karşıma çıkan aslanla konuşmaya başladık bana anlattıkları epey ilginçti bana hayatından ve insan hayatından bahsetti kötü şeyler anlattı bana ilk defa bişey anlatan olmuştu bu entresan bi duyguydu sanırım bende kimseye bişey anlatmadığım için bana entresan geldi, bana dediği cümle şuydu; “Bazen acı çekeriz  ve o acılarada biz biçim veririz fakat biçim vermeye çalıştığımız acımız bizi alt edip canımızı daha fazla yakar.” ilginçti.. hemde epey ilginçti diyecek bişey bulamadım. Günün birinde ormanda aslan ile karşılaşırsanız mutlaka konuşmaya çalışın çok iyi şeyler biliyolar.

Yaşam!

İnsanlık İçin

Burası çok sıcak iki gün önce döndüğüm Las Vegas’tan gelirken ufak siyah lokumlar getirmiştim onları yemeye koyulduğumda bişey fark ettim dünyadaki bir çok karnı aç olan insan var ben neden yemiyorum? hemen vazgeçtim ve köşeye bıraktım, kanepeme uzandım elime yeni başladığım kitabımı aldım ve okumaya koyuldum az önce düşündüğüm gerçeklik yeniden aklıma girdi ve dedim ki, dünyada bir çok kişinin kitabı yok ve okuyamıyolar ben neden okuyorum? kafamın tencere kapağı attı ve balkona çıktım derin bi nefes aldım etrafı seyrederken fark ettim ki bugün bi etkinlik vardı fakat kimse bu etkinliği gerçekleştirmiyodu neyse ki ne insanlık için ne de benim için önemli değildi, içeri girdim ve bilgisayarımın başına oturdum müzik dinlemeye başladım sevdiğim bi kaç snatçı var hekesin olduğu gibi birini açmaya çalıştım ve başardımda ve dinlemeye koyuldum dinledikçe neşelenmeye başladım fakat bi süre var olan neşe saçmalığa dönüştü ve az öncc düşündüklerim tekrar aklıma geldi dünyadaki bi çok insanın ne bilgisayarı var ne müzik dinleyebiliyolar..

Acaba bu ahyatın bi kuralımı mesela DOĞ,BÜYÜ,YAŞA,ÖL… Olabilir mi? aslında değil hala yeterince bişeyler yapmıyoruz bu yüzden böyleyiz.