Yaşam!

İnsanlık İçin

Burası çok sıcak iki gün önce döndüğüm Las Vegas’tan gelirken ufak siyah lokumlar getirmiştim onları yemeye koyulduğumda bişey fark ettim dünyadaki bir çok karnı aç olan insan var ben neden yemiyorum? hemen vazgeçtim ve köşeye bıraktım, kanepeme uzandım elime yeni başladığım kitabımı aldım ve okumaya koyuldum az önce düşündüğüm gerçeklik yeniden aklıma girdi ve dedim ki, dünyada bir çok kişinin kitabı yok ve okuyamıyolar ben neden okuyorum? kafamın tencere kapağı attı ve balkona çıktım derin bi nefes aldım etrafı seyrederken fark ettim ki bugün bi etkinlik vardı fakat kimse bu etkinliği gerçekleştirmiyodu neyse ki ne insanlık için ne de benim için önemli değildi, içeri girdim ve bilgisayarımın başına oturdum müzik dinlemeye başladım sevdiğim bi kaç snatçı var hekesin olduğu gibi birini açmaya çalıştım ve başardımda ve dinlemeye koyuldum dinledikçe neşelenmeye başladım fakat bi süre var olan neşe saçmalığa dönüştü ve az öncc düşündüklerim tekrar aklıma geldi dünyadaki bi çok insanın ne bilgisayarı var ne müzik dinleyebiliyolar..

Acaba bu ahyatın bi kuralımı mesela DOĞ,BÜYÜ,YAŞA,ÖL… Olabilir mi? aslında değil hala yeterince bişeyler yapmıyoruz bu yüzden böyleyiz.

Reklamlar
Yaşam!

Başlayanlar

Mutlu başlayan hiç bir şey uzun sürememiştir. -YAŞAM NOTU

Bazı kentlerde yaşam alanı vardır bazılarında ise yoktur benim için hem bazı hemde bazı kentlerde yaşam alanları vardı ama o yaşam alanlarının adlarını dahi artık duymak istemiyorum bana boktan başka kattıkları hiç bir şey olmadı havaları her kadar güzel olsada iyi değil fakat oralarda imkanlar dahilinde huzur sahibi olunabilir elde olanları kullanmak marifet elimde olanları kullanmayı bilen biri değilim huzur konusunda daha fazlasını isterim çünkü… neyim bilmiyorum.

 

Üretimhane, Not Defteri

“Melankolikler neden intihar etmezler?”

Geçen bi yerde bi yazı okudum “Melankolikler neden intihar etmezler?” diye. Gerçekten bu adamlar neden intihat etmiyolar nasıl bi kafa yapıları var kafa hep bunalım aksi düşünüş karanlık her taraf ama adamlar yaşayabiliyo nasıl yapıyolar bunu? var mı bi bildiği olan? benim yok benim bi tane marlborom bile yok hay aksi şeytan bitmiş şimdi içinizden dersiniz vay pezevenk’e bak marlboro içiyo diye marlın parası kaç arkadaş? desem daha çok pezevenk dersiniz ibne dersiniz tamam haklısınız hem pezevenk hem ibneyim şimdi siz bunun sonucundada pezevenk nasıl ibne oluyo dersiniz sizede bi sik beğendiremiyorum afedersiniz. Normalde aslında ben küfür sevmem fakat (yalanını sikerleeer) tamam yalandı ben çok seviyorum fakat etmiyodum artık etme kararı aldım yazıyada yansıtıyoruz işte naparsın kaç para osu para şusu para küfür kaç para? küfürsüz hayat parayla küfür bedava eden yok! ben hep diyorum ama inanmıyolar! Konu piç oldu fark ettim bu adamlar nasıl olurda intihar etmezler heralde sürünmekten çok zevk alan tipler bunlar bişeyşistmisiniz olum siz ha?

Üretimhane, Not Defteri

Zıkkımın yer dibi

Ne çok midem bulanıyor amına koyayım ya saat olmuş -Saat kaç? -21.53 -Doğru söyle şunu sikerim ama anlamıyorum -Tamam tamam artık 10a 5 var.
Adama doğru düzgün bi saat bile söylemiyolar bu hayatta sıkıntı, dert, keder hep bende anlatamam yani o kadar fazlaki o kadar fazla işte, geçen gün Ankaradayım bitane kadın gördüm beni görünce camını kapattı gittim camına baş parmağımla vurdum tık tık dedi orta parmağımla vurdum pa pa dedi ne kadar ilginç buda parmağın entresan sesleri.

Hayat kötü kolla elleri, eller herşeyi anlatır mesela yukardaki 2 farklı ses iki farklı sesinde entresan anlamları ortayaçıkabilir nasıl mı? şimdi ben bişey çıkartamadımda o an çıkabilir siz hazırlıklı olun sonrada demedi demeyin aklınıza hava baloncuğu gibi gelirim. Sol omzumda bi ağrı var bıçağı gaktırınca omzuma ağrısı kalbime kadar gidiyo bu nedir? arkamdan mı bıçaklandım? götü sağlama almak lazım 3. göz için en yakın zamanda bi dentalist’e başvuracağım pardon o mentalistti.

Dentalist?
Uzun zamandır izleyip güldüğüm filmlerin biridir “Adamım” bu lanet olası zenciler hep en iyiyi becermek zorundalar mı? o kadar mevzu bende olsa bende hep en iyisini becerebilirim hocam.

Genel

Düş Bozumu

Bişeyler yazmalımıyım? yazıcak birşey var mı? kaldı mı? hayır.
Sene 80lerde gayet mutlu bir hayatım vardı hocam artık neden yok? -Soru sormazsan sevinirim sadece anlat. -Tamam pardon neyse ne diyordum gayet mutlu bir hayatım vardı güzel zamanlar geçirirdim varlıklarım vardı sonra herşey dağıldı alt üst oldu neden böyle oldu? -Soru sorma demiştim? -Pardon neyse ne diyordum neden böyle oldu? demiştim tamam soru yok herneyse bu kötü bişey insanın hayatının alt üst olması kimyasala girmesi hayat çok kötü kaşımı kaldırıp hayata bakasım var biliyomusun -E yap? -Yaptım suratını çeviripte bakmadı bile olsun oda güzel bişey. Bence Mutluyduk

Not Defteri

73. Bira ve Kahve

73. bira ve kahve

Bir gün tanışacağız, arkadaşlığımızın arkadaşlık düzeyinde kalmayacağını bilerek arkadaş olacağız, sonra sevgili. Bir ay, altı ay, üç yıl. Sonra ben, bir akşam ya da sabah ya da gece yarısı, henüz sen beni terk etmemişsen tabii, herhangi bir neden belirtmeden çekip gideceğim. Çünkü veda konuşmalarını beceremem. Becerebilseydim altı sene önce evlenmiş olurdum. Nasıl ayrılacağımı tahayyül edemediğim için evlenemedim. Ama bu ayrı bir konu. (Ve sana –bir cümleye “ve” ile başlamanın ona ilahi bir ton kattığını Jonathan Safran Foer’den öğrenerek kullanmaya karar verdiğimi de belirtmek isterim– erkek dünyasının tam kalbinden bir tavsiye, bu tarz dostane veda konuşmalarını becerebilen adamlardan uzak dur lütfen. Onlar bir gece uyanıp seni kıtır kıtır kesebilecek kadar kendine güveni yerinde adamlardır. Onlar en düşmanca hislerini bile dostane biçimde ifade edebilen gerçek erkeklerdir, onlar ergen değildir. Ece Temelkuran ne güzel kadın.) Her neyse. Ve sen kendini bok gibi hissedeceksin. Haklı olarak. Ve üzüleceksin. Ve sen üzüldüğün için ben de üzüleceğim. Ama bunu çaktırmayacağım. Ve sen benim taş kalpli ve vicdansız biri olduğumu düşüneceksin. Götün önde gideni olduğumu düşüneceksin. Bu düşüncelerini bir terbiye süzgecinden geçirip smslere dökeceksin. Ve ben onları okurken şöyle düşüneceğim, “Sanırım ben bu dünyaya insanların kalbini kırmak için geldim.” Sonra bir gece saat ikide, alkollüyken telefon açıp bağıra çağıra dökeceksin içindeki bütün zehri. Ama benim kafam o an yazdığım şeyin zehriyle dolu olduğundan senin zehrinden etkilenmeyeceğim ve diyeceğim ki, “Yarın akşamüstü bir kahve içmeye ne dersin?” Ve sen de diyeceksin ki, “Yarın akşamüstü gelip seni bıçaklamama ne dersin bencil piç? Bip bip bip biiiip…” Her neyse. Dışarıda kahve içmekten nefret ederim zaten, evde yeterince içiyorum. Kahve içelim dememin nedeni, bira içip duygusallaştıktan sonra aynı döngüye tekrar başlamaktan korkuyor olmam. Sonuçta bir gün, o kahveyi barış içinde içeceğiz, havadan sudan konuşacağız, herkesin herkessiz yapabileceğini bildiğimizden (Tezer Özlü ne güzel kadın); kendimizle, o ana kadar ki bütün aptallıklarımızla dalga geçebileceğiz ve en sonunda, “Ne güzel böyle, bunu her zaman yapalım,” diyeceğiz. Masaya gelen, donmuş sümüğü üst dudağına yapışık çocuktan selpak ve bu işi sadece hayır için yaptığını iddia eden adamdan tükenmez kalem alacağız. Selpak mı kalem mi diye soracağım. Tabii ki de kalemi seçeceksin. Sonra aramızdaki sessiz anlaşmaya uyarak, bir daha bu kahve faslını hiç tekrarlamayacağımızı bilerek, ayrı yönlere gideceğiz.

(Emrah Serbes)