Yaşam!

Güçlüysen haklısın!

Binlerce insan arasındasın ama yetemediğini düşündüğünde tek başınasın! İlerleme kaydedemediğin bir dünyada kör-topal halde ne işin olduğunu ve ne yapabileceğini neden düşünürsün?

Düşünmenin hiç bu kadar mantıksız olduğu anlarda yaşadığımı düşünmemiştim. Anlamakta zorlanabilirsiniz uzun zamandır içimde biriken şeyler hep burada kendine yer bulur.

Sevdiğin insanlar uzaktadır, etrafında teksin’dir, umut yoktur. Umut garip şey neden vardır ne için aklına gelir? Heyecan mıdır? değildir. Nedir? ne değildir? sonunu bilmediğin garipsemedir.

Öldüm. Yaşadığımı sandığım her an öldüm. Hiç düşünmeden, nedeni nedir diye sormadan, soramadan.

Yıktım bütün ördüğüm duvarları teker teker yine neden diye, düşünmeden yıktım. Her yıktığımda tekrar ördüm, yapabildiğimle ördüm ama hiç bir zaman yıktığım duvarları yerine en güzelini yapamadan altına imzamı atamadan yıktım. Düşünmeden.

Herşey kritik.. ucunda..

Reklamlar
Üretimhane, Not Defteri, Yaşam!

Herkes guvenir mi?

Guvenmenin anlamini herkes bilmez. Yasamanin anlamini herkes bilmez.
Yasamla guvenin arasinda cok kalin bir cizgi vardir kimse bu cizgiyi bilmez, herkese guveniriz, en kral ben kimseye guvenmem diyen adam bile guvenmistir.

Ama farkinda degildir, biri suna soylesin.

İnsanlar boyleyken ben dahil siz de uzulmektesiniz farkindayim, kendini bilmemezlik, hayhamcilik(ne oldugunu bilmiyorum), varsayimcilik olduktan sonra kimse herkese guvenir mi?

Guvenir…

Yaşam!

İnsanlık İçin

Burası çok sıcak iki gün önce döndüğüm Las Vegas’tan gelirken ufak siyah lokumlar getirmiştim onları yemeye koyulduğumda bişey fark ettim dünyadaki bir çok karnı aç olan insan var ben neden yemiyorum? hemen vazgeçtim ve köşeye bıraktım, kanepeme uzandım elime yeni başladığım kitabımı aldım ve okumaya koyuldum az önce düşündüğüm gerçeklik yeniden aklıma girdi ve dedim ki, dünyada bir çok kişinin kitabı yok ve okuyamıyolar ben neden okuyorum? kafamın tencere kapağı attı ve balkona çıktım derin bi nefes aldım etrafı seyrederken fark ettim ki bugün bi etkinlik vardı fakat kimse bu etkinliği gerçekleştirmiyodu neyse ki ne insanlık için ne de benim için önemli değildi, içeri girdim ve bilgisayarımın başına oturdum müzik dinlemeye başladım sevdiğim bi kaç snatçı var hekesin olduğu gibi birini açmaya çalıştım ve başardımda ve dinlemeye koyuldum dinledikçe neşelenmeye başladım fakat bi süre var olan neşe saçmalığa dönüştü ve az öncc düşündüklerim tekrar aklıma geldi dünyadaki bi çok insanın ne bilgisayarı var ne müzik dinleyebiliyolar..

Acaba bu ahyatın bi kuralımı mesela DOĞ,BÜYÜ,YAŞA,ÖL… Olabilir mi? aslında değil hala yeterince bişeyler yapmıyoruz bu yüzden böyleyiz.

Yaşam!

Başlayanlar

Mutlu başlayan hiç bir şey uzun sürememiştir. -YAŞAM NOTU

Bazı kentlerde yaşam alanı vardır bazılarında ise yoktur benim için hem bazı hemde bazı kentlerde yaşam alanları vardı ama o yaşam alanlarının adlarını dahi artık duymak istemiyorum bana boktan başka kattıkları hiç bir şey olmadı havaları her kadar güzel olsada iyi değil fakat oralarda imkanlar dahilinde huzur sahibi olunabilir elde olanları kullanmak marifet elimde olanları kullanmayı bilen biri değilim huzur konusunda daha fazlasını isterim çünkü… neyim bilmiyorum.

 

Sanat, Yaşam!

Mîm, Sin ve Simyâ…

Adım adım yok oluşa, beni çağırır mı ellerin? Karanlık sokaklarda, bir uçurumun yanıbaşında; beni çağırır mı ellerin. Sessizim. Mezardaki ölülerden daha sessizim… Ama ya içimdeki bu fırtına… Ya yüreğimi ezen bunca cefa…

Daha ne kadar taşırım bilmem, gözlerinsiz nefes almayı… Nefesin olmadan yaşamayı…

Yine bir uçurumun dibinde açtım gözümü. Yine en derin şarkılar bir bıçak gibi kesti yüzümü… Artık yazmayacağım ve artık okumayacaksın. Artık yüreğimde bahar, dudaklarımda öpüşünle kokmayacaksın… Artık Tanrı’ya açmayacağım ellerimi, bir kez düşüme girmen için. Biliyorum, gözlerinin pırıltısı değilim koyu kahverengi bakan… Bunları hiç duymayacağını, bilmeyeceğini, özlenmiyeceğimi…

«Bir nefes daha al,
Bir nefes daha al kalbim.
Ölüm seni de hatırlar,
Seni de hatırlar kalbim…»

Okumaya devam et

Sanat, Yaşam!

Üzüntüsüz Yaşama Sanatı!

Epiktetos yirmi asir önce demistir ki: “Kader önünde sonunda söyle veya böyle günahlarimizin bedelini önümüze koyar.

Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarinin bedelini öder. Ektigini biçer.

Bunu bilen adam kimseye kizmaz, gücenmez, kimseyi asagilamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz. Bunu bilen adam karsilastigi aksiliklere sasmaz. Önüne çikan maddi-manevi engellerin kendi günahlarindan baska bir sey olmadigini bilir.”

Okumaya devam et